SEVGİ ŞIMARTMAK DEĞİLDİR!





Annelerimizin çocukluğunda büyüklerin işi onları terbiye etmekti. Bu görevi yerine getirirken de çoğu için son derece ciddiyet, şımartılmama gayesiyle sevgisini göstermemek veya en ufak bir karşı gelme durumunda ona ağzının payını vermek lazımdı. Çünkü çocuk böyle yetiştirilirdi. Aksini gösterenlere “El-alem” ne derdi! Genelde en ufak bir tolerans dizini dövmeye yegane sebepti(!) Peki bir gün biri gelip bunun aksini iddia etseydi? “Doğru olan çocuklarımızın eğitim ve terbiyesine, onları severek ve bunu göstererek başlamalıyız” deseydi bugün ‘çok sevme şımarır’ lafını hala duyar mıydık?


Bugün 2 yaşında küçük bir çocuğun bana istediğini yaptırabilmek için yumruğunu salladığını gördüm. Annesi “Sen nerden öğrendin bunu?” diye sorup minik ellerini indirirken gülüyordu. Belli ki bu hali onun hoşuna gitmişti ve sanırım durumun vehametini fark eden yalnızca bendim. Küçük çocuğun babası sürekli çocuklarının başarılı ve güçlü olmasını isteyen bunun yanı sıra da sürekli eşini beceriksiz bulduğu için ona çıkışan bir adamdı. Ona kalsa çocuklara fayda sağlayan tek kişi kendisiydi. Peki hergün babasının salladığı yumrukları gören bu minik, istediğini almak için her zaman şiddeti mi kullanacaktı? Onun başarısını isteyen babası ona bunları göstererek mi istediğine kavuşacaktı?

.



Küçük çocuklar, ebeveynlerinin onlar için seçtiği tercihlerde olduğundan çok daha duyarlıdır. Onları büyütmek; yedirip içirip giydirmekten ibaret değildir. Onların gelecekte olacakları kişi, sizin bugün yaptığınız olumlu veya olumsuz tercihlerin meyvesidir. Bir kez bile oturup çocuğuyla oyun oynamayan bir anne gidip çocuğunun asosyalliğinden şikayet edebilir veya akşamları sadece televizyon izleyen bir baba kitap okumuyor diye oğluna kızabilir. İşte bu kadar kolaydır istemek. Söyleriz ve yapmasını bekleriz. Gerçek bu değildir! Yüzmek için koşmayı öğretmediğimiz gibi güzel insanlar yetiştirmek için de yanlış davranışları onlara göstermemeliyiz. Çocuğumuzun iyi olmasını planlayabiliriz.


SEVGİ YOKSULLUĞU ACZİYETE SEBEPTİR

Bitkiler bile ilgisiz kaldığında solarken insanların sevgisiz kaldığında neler olabileceğini bilmeyiz. Sonuçta kim istediği sevgiyi bulabilmiş ki zaten! Halbuki araştırmalar bir kez bile kucağa alınıp okşanmayan bir bebeğin göremediği şefkat ve duyamadığı sözcükler yüzünden beyninin gelişmediğini göstermiştir. Şimdi çıkıp sevgisizlik öldürür desek herkes karşı çıkar. Oysa doğru değil mi? Sevgi görmeyen insanlar birer yetişkin olduklarında beklediği sevgiyi göremeyince karşılarındaki kadınları öldürmüyor mu? Hiçbir zaman sevilmeyeceklerini düşünüp intihar etmiyorlar mı? O halde niçin hala sevmekten korkarız? Bilmeliyiz ki sevgi lütuf değil bir ihtiyaçtır, nefes almak gibi, uyumak gibi, gülmek gibi.. 

İYİLEŞMEK İMKANSIZ DEĞİLDİR

Böyle geldik ama böyle gitmeyeceğiz. Dünya sevgisiz diye oturup ağlamanın faydası yok bize. Şimdi kalkıp o çocuğun yanına gidecek ve ona kırlardan papatya toplamayı öğreteceğim. Onun gözlerinin içine bakıp onu sevdiğimi söyleyecek ve en içten tebessümümle ona sevgiyi öğreteceğim. Geriye dönüp gözlerimi kapattığımda yaşadığımı hissedeceğim…



Kaynak: Köpek gibi büyütülmüş çocuk (Dr. Bruce PERRY, Maia SZALAVITZ)







 

Yorumlar